Sarayönü Meydanı - LefkoşaLEFKOŞA, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin  başkentidir. Kıbrıs’ın en kalabalık kenti ve en büyük kültür, sanayi, ticaret ve ulaşım merkezidir. Şehrin en büyük özelliği, Berlin duvarının yıkılmasıyla iki taraflı son şehir olmasıdır. Şehir, Yeşil Hat diye adlandırılan sınırla ikiye bölünmüştür. Kuzeyinde Türkler, güneyinde Rumlar, ara bölgede ise Birleşmiş Milletler Barış Gücü bulunmaktadır. En önemli tarihi eserleri ve ziyaret edilebilecek yerleri arasinda Dikilitaş/Venedik Sütunu, Arabahmet Camii, Selimiye Camii, Kumarcılar Hanı, Büyük Han, Derviş Paşa Konağı, Bedesten, Büyük Hamam, Mevlevi Tekke, Taş Eserler Müzesi ve Haydarpaşa Camii (St. Catherine Katedrali) yer almaktadır.

Tarihi SamanBahçe Sokağı - LefkoşaTARİHİ
Lefkoşa’nın konum olarak Kıbrıs adasının merkezi bir yerinde bulunması, Kıbrıs’a damgasını vuran medeniyetler için önemli bir etken olmuş, Roma medeniyeti ile başlayan “Casturm” kavramı Bizans’la “Kaleye” dönüşmüş ve kısa bir süre Templer Şovalyelerinde kalan Lefkoşa, 1192′de Lüzinyan Kırallığının adada hakimiyeti ile başkent olmuştur. 300 yıla yakın süren Lüzinyan Kırallığı döneminde Lefkoşa Ortaçağ Feudal Şehir anlayışı ile yönetilmiş ve adanın idari başkenti olarak kalmıştır. 100 yıla yakın süren Venedik dönemi ile başkent Lefkoşa’da feudal düzen aristokratik anlayışla devam etmiştir. Venedik döneminde Rönesans’la gelen yeni fikirler ve yenilikler benimsenmiş ve Lefkoşa’ya uygulanmaya başlanmıştır. Rönesans’la birlikte yavaş yavaş önemini kaybeden Kilise anlayışı Ortaçağ kentlerinin şehir dokusunu değiştirmiş, Kilisenin ve Kilise etrafında oluşan meydanların kentin en önemli simgesi olarak bilinmesi tarihe karışmaya başlamıştır. Lefkoşa,9 Eylül 1570 yılında Osmanlılar tarafından alınmıştı. Rönesans ile ortaya atılan yeni “İdeal Şehir” kavramı Lefkoşa şehrine de uygulanmıştır. 1567-1670 yılları arasında Lefkoşa şehrini koruma amaçlı o dönemin mimarlarından “Giulio Savorgnano” tarafından yapılan Lefkoşa surları Doğu Akdeniz’deki “Palmanova” şehrinin surları ile benzer plandadır. Palmonavo, Venedik Cumhuriyeti sınırları içinde oluşturulan planlanmış Rönesans şehridir ve Rönesans döneminde tam olarak tasarlanan ve uygulanan “İdeal Şehir” anlayışını simgeler. Askeri mimarinin en mükemmel örneklerinden biri olan Lefkoşa Surları, 5 km uzunluğunda, birbrilerine uzaklıkları eş 11 burçtan ve 3 anıtsal kapıdan oluşmaktadır. Magosa Kapısı (G.Kıbrıs), Baf Kapısı (G.Kıbrıs) ve Kuzey Kıbrıs’ta bulunan Girne Kapısı surlar içinin ve dışının sirkülasyonunu halen sağlamaktadır.

Girne Kapısı - Lefkoşa

GÜNÜMÜZDE LEFKOŞA

1974 Barış Harekatı ile ikiye bölünen Lefkoşa Şehri ve tarihi şehir surlarının tam yuvarlak plan biçimini algılamak biraz zordur. Lefkoşa’nın Kuzey bölümünde bulunan tarihi şehir surları iyi durumdadır ve KKTC Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Kontrollüğünde etap etap burçların ve sur duvarlarının restorasyonları ve bakımları yapılmaktadır. Lefkoşa şehrinin oluşumundaki bütün bu birbiri ile ilişkili ve birbirini takip eden değişiklikler, Lefkoşa surlariçinin bugünkü tarihi dokusunu oluşturmuş, ve şehri bir tarihi merkez haline getirmiştir. Fakat bu tarihi şehrin engellenemez bir şekilde modernist akımlara ve günümüz ihtiyaçlarına ayak uydurmaya çalıştırılması birçok tarihi değeri bulunan binaların yıkımına, sokak genişletmelere yol açmış ve tarihi kent dokusunda bozulmalara neden olmuştur.

OTANTİK VE GÜZEL: BÜYÜK HAN
 
 

 

Büyük Han - Lefkoşa

 Lefkoşa’da bundan başka görülmesi gereken en önemli yerlerden biri de Büyük Han. Büyük Han’ın inşası için emri Kıbrıs’ın ilk Osmanlı yöneticisi Muzaffer Paşa, 1572 yılında vermiş. Han’ın mimarî yapısı o dönemlerde Anadolu’da inşa edilenlerle birebir benzerlik taşıyor. Tamamıyla taştan inşa edilmiş olan Han’ın içinde tam 68 oda ve 10 dükkân bulunuyor. Büyük Han’ın tam ortasında da çok güzel, küçük bir mescid var. Burada hediyelik eşya dükkânları ile otantik restoranlar bulmak mümkün. Salı ve Perşembe akşamları da iç bahçede canlı müzik eşliğinde akşam yemeğinin tadını çıkarmak mümkün.

selimiye_camiiLefkoşa’da Selimiye Camii civarındaki bir başka tarihî eser de Derviş Paşa Konağı. 19. yüzyılda inşa edilen konak Türk mimarî yapısını tamamıyla yansıtıyor. Konak Kıbrıs’ta yayınlanan ilk Türkçe gazete olan Zaman’ı çıkaran Derviş Paşa’ya ait ve şu anda da Etnografya Müzesi olarak kullanılıyor.

Selimiye Camii’nin civarında bulunan ve Lefkoşa’nın en önemli meydanı olarak bilinen Sütunlu Meydan’a adını veren Venedik Sütunu Kıbrıs’taki Venedik yönetimine haraç olarak Salamis’teki orijinal yerinden sökülerek buraya getirilmiş. Granitten mamûl sütunun üstünde Venediklilere ait özel işaretler bulunuyor.

mevlevi_tekkesiMevlevî Tekkesi, Lefkoşa’yı gezerken, Dervişlerin Mekânına mutlaka uğramalısınız. Dünya üzerinde en iyi korunmuş olan Mevlevî Tekkelerinden biri Lefkoşa’da bulunuyor. Tekke Girne Kapısı’nın yüz metre kadar güneyinde yer alıyor. 17. yüzyılda inşa edildiğinde, şu anda kapladığı alandan daha büyük yer kaplıyormuş, ancak günümüze daha küçük bir kısmı kalmış. Buna rağmen, yapı iyi korunmuş ve çeşitli restorasyonlara tâbi tutulmuş. Yapı şu anda Mevlevî Müzesi olarak kullanılıyor.

YEŞİL (VE UZUN) HAT Lefkoşa’ya gelip de Yeşil Hattı görmeden gitmek olmaz. Yeşil Hat Lefkoşa’yi ikiye bölen uzun çizginin adı. Yani şehrin en sıcak noktası. Bu Hattın en sıcak yeri de Yiğitler Burcu diye bilinen parkın ayırdığı bölüm. Bu parktan Rum Kesimi’ndeki günlük yaşayışa şahit olabilirsiniz.

1 Comment

aycan 20 Kasım 2008 at 16:42

çok güzel

Leave a Comment