Selimiye Camisi (St. Sophia Katedrali)

0
734
selimiye-cami-lefkoşa
selimiye-cami-lefkoşa

Kıbrıs’ın en büyük camisi olup, tarihi özellikleri içerisinde barındırması, Selimiye Camisi’ni ön plana çıkarmıştır. Ancak bu mabet ile ilgili dikkat çekici tek şey de bu değil. Bunun yanında iki farklı dine hizmet etmiş bir mabet olması, Selimiye Camisi’ni ön plana çıkarmaktadır. Bu dinler Hristiyanlık ve Müslümanlık olurken, uzun yıllar ve hali hazırda Müslümanlık için bir camii vazifesi görmektedir. Peki, bu tarihi ve önemli mabedin Selimiye Camisi’ne dönüşmesi süreci nasıl gerçeklemiştir? Sizlere bundan bahsetmeye çalışalım.

Selimiye Camisi’nin Tarihi

Farklı mimari özellikleri de içerisinde barındıran bu mabet, pek çok farklı hakimiyet altında kalmakla beraber, sağlamlığını sürdürmüştür. St. Sophia Katedrali olarak tasarlanıp, inşa edilen bu mabet, Osmanlı Devleti döneminde ise camiye çevrilmiştir. Ancak yapılışı ve sonrasındaki süreçte yaşadığı olaylar sebebi ile Kıbrıs’ın en nadide eserler arasındaki yerini almıştır. Peki, Selimiye Camisi’nin tarihi nedir? Ne şekilde inşası gerçekleştirilmiştir?

  • Katedralin yapımına ne zaman başlandığına dair kesin bilgi bulunmazken, elde olan bilgilerden en önemlisi, 1209 yılını işaret etmektedir. Temel yapı taşlarının döşenip katedralin inşasının ilerletildiği tarih olarak dikkat çeker.
  • 1228 yılında ise Eustorge hakimiyeti varken, katedral neredeyse büyük ölçüde tamamlandı. Ancak hali hazırda pek çok eksikliği de bulunuyordu.
  • Orta ve yan koridorların tamamen inşa edildiği tarih ise bilinmezken, bu tarih için 13. yüzyıl işaret edilmektedir.
  • Daha tamamlanmadan depremler ile sarsılan katedral, ağır hasarlar ile karşı karşıya kalmıştır. 1267 ve 1303 yılları arasında meydana gelen depremler, katedrale oldukça büyük bir zarar vermiştir.
  • Başpiskopos Giovanni Del Conte ise 1319 ile 1326 tarihleri arasında, katedralin eksiklerinin tamamlanmasını sağladı ve zarar gören yerlerin onarılması için de gerekli olan yardımı yaptı.
  • Katedralin kutsanıp, açılması ise 1326 tarihinde gerçekleştirilmiş oldu.
  • Lüzinyan yönetiminin hakim olduğu sırada, katedral bir kilise görevinde faaliyet gösterdi. Bununla beraber 1310 yılında ise Tapınak Şövalyeleri’nin gerçekleştirdiği duruşmalar, St. Sophia Katedrali’nde gerçekleştirildi.
  • Tüm bu evreler sonuçlanmasına karşın katedral hali hazırda tamamlanmamıştı. Papa IV. Clement ise 1347 yılında katedralin tamamen inşasının bitirilmesi için gerekli talimatı verdi.
  • 1373 yılında ise Cenevizlilerin Kıbrıs’a gerçekleştirdikleri baskınlarda, katedral büyük ölçüde zarar gördü.
  • Venedikliler döneminde Lefkoşa Kent Surları ile çevrelendiği için, Ayasofya Katedrali olarak bilinen St. Sophia Katedrali, Lefkoşa’nın bir merkezi konumuna geldi.
  • 15 Eylül 1570 tarihinde ise Lefkoşa Osmanlı Devleti tarafından ele geçirildikten sonra, Hristiyan eşyaları ortadan kaldırıldı ve camiye çevrilmesi için gerekli olan mihrap, minber ve minare eklemeleri de gerçekleştirildi.
  • 1874 yılında ise Sultan Abdülaziz’in Lefkoşa’yı ziyaret edileceğinin söylenmesi üzere, ziyaretin gerçekleştirilmesi sonrasında, “Aziziye Kapısı” olarak adlandırılan yeni bir kapı inşa edildi. Bu kapı, bir pencerenin genişletilmesi ile ortaya çıkmıştı.
  • 13 Ağustos 1954 yılında ise, Kıbrıs Müftüsü, Kıbrıs’ın fethedilmesi sırasında tahtta olan Yavuz Sultan Selim’in onuru için, caminin ismi Selimiye Camii olarak değiştirildi.

Tarih açısından oldukça çetrefilli bir değere sahip olan bu mabet, şuan hali hazırda Lefkoşa’da halkın cami ihtiyacını karşılamaktadır. 1750 m2 büyüklüğünde olan cami, tam olarak 2500 kişinin aynı anda ibadet etmesine olanak sağlamaktadır. Pek çok kez hasar görmesi ve yapımının uzun yıllar sürmesi, mabedin bu günlere kadar ulaşması ile ne kadar değerli olduğunu da bizlere gösterdi. Peki, Selimiye Camisi’nin mimari özellikleri nelerdir?

Selimiye Camisi’nin Mimari Özellikleri

Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan Notre Dame Katedrali’nden esinlenerek yapılan bir katedraldir. Katedralde yer alan çapraz sahın, katedralde bulunan koridor ile yüksekliği aynıdır. Bu tür bir özelliğin bulunması da, Azize Sophia Katedrali ile Poitiers Katedrali’nin birbirleri ile benzerlik göstermesine sebep olmuştur. Yapımının uzun yıllar alması, pek çok doğal afetten ağır şekilde etkilenmesi ve katedralden camiye çevrilmesi sebebi ile farklı şekillerde restorasyon çalışmalarına tabii tutulmuştur. Ancak bu düzenlemeler ile içerisinde bulunduğumuz günlere kadar başarılı bir şekilde aktarılmıştır.

Azize Sophia Katedrali’nden, Selimiye Camisi’ne Dönüşteki Dönemler

İki farklı dine ait bir mabet olarak hizmet vermesi sebebi ile oldukça değerli olduğundan bahsettik, ancak bine yakın yıldır ayakta duran bir yapı olması, pek çok farklı şekillerde yenilenmesine de yol açmıştır. Bu yenilenmeler ise, pek çok farklı hakimiyet çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Peki, nedir bu hakimiyet dönemleri?

  1. Frenk Dönemi ve Katedralin İnşasının Başlatılması
  2. Venedik Dönemi
  3. Osmanlı Devleti Dönemi
  4. İngiliz Hakimiyeti Dönemi
  5. Günümüzdeki Dönem

5 farklı dönemde farklı yenilenmelere tabii olan bu katedrali ziyaret ettiğinizde, farklı deneyimler yaşamanız mümkün olmaktadır. Kıbrıs’a gelip de, Lefkoşa’yı ziyaret etmemek olmayacağı için, bu güzide mabedi ziyaret etmek, size farklı bir deneyim katacaktır.

Lefkoşa’da Diğer Gezilmesi Gereken Yerler Nerelerdir?

Eski Roma Katolik Katedrali olarak bilinmesi sebebi ile yukarıda da bahsettiğimiz üzere oldukça farklı şekillerde ibadete açılmıştır. Ancak şuan hali hazırda Lefkoşa’nın ve Kıbrıs’ın en büyük camisidir. Kıbrıs’ta, Lüzinyan Krallarının taç giyme kilisesi olarak da bilinmesi, bu mabede farklı anlamlar da yüklemektedir. Peki, Selimiye Camisi’ni ziyaret ettikten sonra, Lefkoşa’da gezilmesi gereken diğer yerler nerelerdir?

  • Barbarlık Müzesi: Kıbrıs’ta; yaşlı, çocuk veya kadın demeden, barbar bir şekilde öldürülen masumlar için inşa edilmiş bir müzedir. Müze içerisinde, katledilen masumların izlerini taşıyan pek çok değer bulunmaktadır. Bu müzeyi ziyaret ederek, yapılan katliamın derecesini hissedebilirsiniz.
  • Derviş Paşa Konağı: İhtişamı ve önemi çerçevesinde dikkat çeken Derviş Paşa Konağı, 1807 yılında tamamlanmıştır. Lefkoşa’ya geldiyseniz, mutlaka ziyaret etmenizi öneririz.
  • Bandabulya Çarşısı: Yazılı kayıtlar, çizimler ve haritalarda yeri olan bu çarşı, Osmanlı döneminden bugüne kadar en iyi şekilde aktarılmıştır. Çarşının tasarımı, yapısı ve işleyişi, muhteşem bir deneyim yaşamanıza yardımcı olabilir.
  • Kumarcılar Hanı: Kıbrıs’ta, Büyük Han’dan sonra en büyük han olan bu eser, yapısı ve mimarisi ile de Büyük Han ile benzerlik taşımaktadır. Kıbrıs’ta bugüne kadar aktarılan iki handan bir tanesidir. Diğeri de Büyük Han’dır.
  • Büyük Han: Kıbrıs’ta döneminin en önemli yapıtları arasında yer alan bu han, büyük olması sebebi ile Büyük Han olarak adlandırılmıştır. Mimarisi konusunda ise Bursa’da yer alan Koza Han ilham alınmıştır.
  • Lefkoşa Kent Surları: Lefkoşa kentini Venedikliler zamanında çevreleyen bu surlar, büyük ölçüde bugünlere kadar aktarılmıştır. Bazı surlar yıkılarak, motorlu araçlar için de geçiş yolu yapılmıştır.

Yukarıda yer alan tarihi güzellikleri de ziyaret ederek, Lefkoşa’daki kültür turunuza yenilerini ekleyebilirsiniz. Çünkü bu kültür turu, sizi yüzlerce yıl öncesine taşıyacak ve farklı deneyimleri sizlere sunacak. Aynı zamanda farklı konularda bilgiler öğrenmek, yeni görseller görmek isterseniz, bizleri İnstagram.com/kibristatatile/ adlı İnstagram hesabımızdan takip edebilirsiniz.