Dört mevsim güneş aldığı için yaz sezonu oldukça uzun olan Kıbrıs’ın birçok noktasında denize girmek mümkün. Birbirinden güzel plajlarıyla farklı seçenekler sunan Kuzey Kıbrıs sahilleri, altın sarısı kumu ve berrak deniziyle misafirlerini bekliyor

Akdeniz’in doğusundan Arap Yarımadası’na doğru uzanan Kıbrıs, dört tarafı eşsiz plajlarla çevrili bir ada. Berrak denizi ve muhteşem kumsallarıyla tarih boyunca adından söz ettiren Kıbrıs, hâlâ el değmemiş halde duran birçok koyuyla cazibesini günümüze kadar taşıyor.
Kuzey Kıbrıs sahillerinde, güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit’in doğduğu yer olarak geçen ‘Altın Kumsal’dan Caretta Caretta kaplumbağalarına evsahipliği yapan Alagadi’ye; eşsiz kumsalıyla büyüleyici bir atmosfer sunan Bafra’dan Girne’deki çıkarma koyuna kadar birçok farklı seçenek var.
Gelin şimdi antik çağlardan günümüze büyüleyiciliğini koruyan, tanrıçalardan prenseslere herkesin ilgisini çeken Kıbrıs plajlarını yakından tanıyalım.

Escape Beach Club - Girne

Escape: Deniz, güneş, kum ve fazlası…

Escape Beach Club veya ‘Yavuz Çıkarma Plajı’, Girne’den Alsancak’a doğru giderken karşınıza çıkan, oldukça davetkar bir plaj. Her türlü konforu sunan Escape’in olanaklarından yararlanmak için giriş ücreti ödemeniz gerekiyor. İçeri girdikten sonra ister çimenlerin üzerindeki puflarda, ister kumsaldaki şezlonglarda güneşlenebilir, plajın hemen arkasındaki restoranda karnınızı doyurabilirsiniz. Özellikle Kıbrıslı gençlerin rağbet gösterdiği Escape, bir plajda deniz, güneş ve kumdan fazlasını arayanlara geniş seçenekler sunuyor. Scuba diving, kano veya deniz bisikleti gibi su sporları yapabileceğiniz Escape, yaz sezonunda bir hayli kalabalık oluyor. Bu küçük koyun hemen karşısındaki adacık, doğal bir dalga kıran vazifesi görüyor. Böylece plaj her daim süt liman kalıyor. Deniz ve güneş keyfine alternatif eğlence olanakları ekleyen Escape, Kuzey Kıbrıs’ın en popüler beachlerinden biri.

Palm Beach’te ‘savaş ve barış’

kibris_plajlariAdanın doğu sahillerinde yer alan Gazimağusa, küçük bir ticaret limanı ve balıkçı kasabası olarak kurulmuş. 13’üncü yüzyılda Lüzinyanlar döneminde gelişen kent, Doğu ile Batı arasında önemli bir ticaret merkezi haline gelmiş. Gazimağusa’da bu dönemde 365 kilise inşaa edilmiş.
Liman kenti olması sebebiyle bir zamanlar Kıbrıs’ın en zengin şehri olan Mağusa, Shakespeare’in Othello’sunun geçtiği yer olarak da bilinir. Bu şehrin yanı başında bulunan Palm Beach plajı, bir yanında savaşın izlerini taşıyan hayalet bölge Kapalı Maraş, diğer yanında tatilcileri ağırlayan Bilfer Palm Beach Hotel ile sizi ‘savaş ve barış’ karmaşasına götürür. Kapalı Maraş sınırındaki plajda güneşlenirken, yanı başınızda 1974 yılında bombalanan ve tüm yıkıntılarına rağmen görkemle gök yüzüne uzanan binaları seyredebilirsiniz.
Palm Beach plajı şehir merkezinde olması sebebiyle, gündüzleri güneşlenenleri, geceleri de müzik ve dalga sesleriyle dans edenleri konuk eder. Bir yanı canlı ve kalabalık, diğer yanı terk edilmiş yalnız bir şehirle Palm Beach, Kuzey Kıbrıs’ın görülmeye değer plajları arasında.

Glapsides: Sualtının büyülü dünyası

Kuzey Kıbrıs’ın doğu sahilleri arasında yer alan diğer bir plaj da Glapsides. Gazimağusa’nın 5,5 kilometre kuzeyinde, Gazimağusa-Karpaz anayolu üzerindeki uzun ve kumluk bir plaj olan Glapsides, mavi sularında su sporları meraklılarını konuk eder.
Glapsides’te sunulan dalgıçlık imkânlarıyla sualtı dünyasının gizemini keşfedebilir, ilginç görüntülerin keyfini çıkarabilirsiniz. Plaj voleybolu turnuvalarının da yapıldığı plajda, Akdeniz’in büyülü maviliğinde kaybolabilirsiniz.
Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne sadece iki dakika uzaklıkta olan plaj, yılın her döneminde üniversite öğrencilerinin uğrak yeridir. Çevresinde kamp yapma imkânı da bulacağınız plajda, sabahın erken saatlerinde denizin size sunduğu çeşitli balık türlerini avlayarak öğlen mönünüze dahil edebilirsiniz.

Mağusa Boğazı: Önce deniz, sonra balık

Gazimağusa’nın yaklaşık 25 km. kuzeyindeki Mağusa Boğazı, adından da anlaşılacağı gibi Mağusa’yı Karpaz’a bağlayan bir boğaz geçidi. Lefkoşa tarafından havaalanına doğru giderken Geçitkale yoluna dönülerek ulaşılabilen Boğaz, özellikle balık restoranlarıyla ünlü.
Ulaşımın oldukça rahat olduğu Boğaz’da küçük bir balıkçı limanı ve yine küçük bir plaj bulunuyor. Bölgenin tek konaklanabilecek tesisi olan Boğaz Otel’in önünde yer alan plaj, yine otel tarafından işletiliyor. Oldukça berrak denizi ve incecik kumuyla dikkat çeken plajın önünde uçsuz bucaksız gibi görünen ve Lübnan kıyılarına kadar uzanan masmavi deniz yer alıyor.
Balıkçı limanıyla plaj arasında kalan bölgede yan yana sıralanan balık restoranlarında oldukça taze ve leziz deniz ürünleri yemek mümkün. İdeal bir Boğaz gezisi için sabah erkenden yola çıkıp kahvaltınızı burada yapmanızı ve denize girdikten sonra yine leziz deniz ürünlerinden tatmanızı öneririz.

Afrodit’i doğuran sahil: Altın Kumsal

Adanın en güzel plajı olarak bilinen Altın Kumsal, mitolojide aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in (Venüs) doğduğu yer olarak geçer. Efsaneye göre bir ilkbahar sabahı, kıpırtısız olan deniz birdenbire köpüklü beyaz bir dalga ile hareketlenir ve bu dalga ile birlikte bir deniz kabuğu üzerinde Afrodit kıyıya adım atar.
Altın Kumsal, hem dillere destan kumu hem de masmavi deniziyle bu söylenceye ve Afrodit’in güzelliğine layık bir plaj. Göz alabildiğine uzanan bu koyda gündoğumunu seyretmek ve sabah yürüyüşlerine çıkmak büyük bir keyif.
Dipkarpaz’dan Zafer Burnu’na giderken sağınızda kalan bu plaja ulaşmak için gözünüzü yol kenarındaki tabelalardan ayırmamanız gerek. Zira Altın Kumsal’ı gösteren tabela oldukça küçük ve yazıları zor okunduğu için kolayca gözden kaçırılabilir.
Ulaşımı çok rahat olmayan ve altyapı açısından sorunlar yaşayan plaj, yine bu sebeple olsa gerek, yüzlerce yıl el değmeden günümüze ulaşmayı başarmış. Kumsalda iki küçük pansiyon dışında neredeyse hiç yapılaşma yok. Doğayla başbaşa, eşsiz bir tatil için Altın Kumsal bulunmaz bir fırsat…

Acapulco: Beş yıldızlı deniz

Girne’nin birkaç kilometre doğusunda yeralan beş yıldızlı Acapulco Otel’in plajından yararlanmak için illa otelin müşterisi olmanız gerekmiyor. Giriş ücreti karşılığında faydalanabileceğiniz bu güzel plaj, Akdeniz güneşinin altında hareketli ve eğlenceli bir ortam vadediyor. Oldukça büyük bir açık yüzme havuzu bulunan Acapulco Beach, bu havuzu su kaydıraklarıyla zenginleştirmiş. Büyük havuzun çevresinde ufaklıklar ve elbette büyükler için göbek dansından su jimnastiğine kadar sayısız eğlence düzenleniyor. Plaj voleybolundan, tenis ve basketbola kadar birçok spor aktivitesi de cabası. Plajın zaman zaman büyüyen dalgaları sörf yapma olanağı da sunuyor. İncecik kumu ve uçsuz bucaksız mavilikleriyle Girne’nin yanıbaşındaki Acapulco, beş yıldızlı otel konforunu plaja taşıyor…

Camelot: Zengin bir deniz yaşamı

Gizemli ismiyle dikkat çeken Camelot, Girne yakınlarındaki Alsancak’ta, antik Lambousa kentinin göbeğinde yer alıyor. At nalı şeklinde bu tarihi koy, eskiden bir Roma balıkçı imiş. Dalgakıranın dinginleştirdiği sular, sakin ve güvenli yüzme keyfi sunarken, özellikle deniz yaşamının zenginleştiği kayalık dipleri, şnorkelle dalmak için ideal. Çeşitli motorlu su sporlarının da yapıldığı bu sahilde bungee-trampoline yapabilirsiniz. Şezlongların makul aralıklarla dizilmiş olması, Camelot’ta rahatça güneşlenmenize imkânı sağlıyor. Girne’de, özellikle turistlerin kalabalıklaştığı yaz aylarında böyle bir rahatlığı her yerde bulmanız zor. Koyun etkileyici peyzajına hakim restorandaki yemek çeşitliliği de damak tadına düşkün olanları sevindirecek.

Yeşilırmak: Huzur arayanlara

Kuzey Kıbrıs’ın batı ucunda yer alan Yeşilırmak, adından da anlaşılacağı gibi adanın en yeşil topraklarından biri. Aynı zamanda ‘Kıbrıs’ın en büyük asması’ olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na geçen ağacına da ev sahipliği yapan Yeşilırmak plajı, küçük ve şirin bir koy. Plajın tam ortasında bulunan büyük beyaz iskele hem denize girmeyi kolaylaştırıyor, hem de akşam sefalarına mekân oluyor. Merkezden biraz uzakta ve sapa olmasından dolayı oldukça sessiz ve sakin olan bu koy, tatilinde huzur arayanlar için ideal.

Ve diğerleri…
Üç tarafı Akdeniz’le çevrilen Kuzey Kıbrıs’ta, bu yazıda bahsi geçmeyen onlarca plaj keşfedilmeyi bekliyor. Yine de bunlar arasında bazılarının altını çizmek faydalı olacaktır. Girne’nin Alsancak bölgesindeki küçük bir koyda bulunan Mare Monte plajı, günübirlik geziler için ideal. Şehir merkezine çok yakın olan bu koy, özellikle hafta sonlarında kalabalık oluyor.
Girne-Güzelyurt yolundan Sadrazamköy sapağına dönüp birkaç kilometre ilerlediğinizde karşınıza çıkan At Nalı plajı, adından da anlaşılacağı gibi at nalı şeklinde. Sahili küçük taşlardan oluşan bu akvaryum berraklığındaki koyda şnorkelle dalıp rengarenk balıkları seyredebilirsiniz. Ama plajın hemen yanıbaşındaki küçük tepede bulunan restorandan gelen balık kokuları iştahınızı kabartacaktır; bizden söylemesi…
Girne’den doğuya doğru ilerleyen kuzey yolu üzerindeki Tatlısu ise adanın bir başka güzel plajı. Tatlısu’ya, sırasıyla Acapulco, Alagadi, Esentepe ve Küçükerenköy’ü geçerek ulaşılıyor. Ancak inşaatı hâlâ devam eden kuzey yolunun, yer yer stabilize yola dönüşerek daraldığını söylemek gerek. Bu zahmete katlanıp Tatlısu Belediye Plajı’na ulaştığınızda ise sizi gerçekten güzel bir plaj bekliyor. Bu küçük kumsalda, konaklamak isteyenler için bungalowlar da var. Belediye plajının sağında ve solunda ise, üzerinde hiçbir tesis olmayan irili ufaklı koylar keşfedilmeyi bekliyor.

Karpaz’daki Altın Kumsal’ı ve Apostolos Andreas Manastırı’nı geçip asfalt yolu bitirdiğinizde karşınıza Seabird isimli küçük koy çıkıyor. Beyaz kumu ve turkuaz rengi deniziyle oldukça davetkar görünen Seabird, adanın en doğusundaki tesis. Bu tesisteki taş evde bulunan odalarda konaklamak mümkün. Ancak oda sayısı az olduğu için önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor…
Daha önce de söylediğimiz gibi, bu ada ülkesindeki plajlar, saymakla bitecek gibi değil. İyisi mi siz deniz çantanızı hazırlayın ve Kuzey Kıbrıs’ın sahillerini keşfetmek için erkenden yola düşün…

Plajlar


Leave a Comment